Sözler & Çeviri
Türkçe Çeviri
I want my baby to have your eyes
Bebeğimin gözleri seninki gibi olsun istiyorum
I'm going against my own advice
Kendi öğüdüme ters düşüyorum
Should I do New York? I can't decide
New York'a gitsem mi? Karar veremiyorum
Fashion Week is more your thing than mine
Fashion Week bana değil, daha çok sana göre
I can't even lie, I'd rather stay inside
Yalan söyleyemem, içeride kalmayı tercih ederim
I can't do suit and tie
Takım elbise, kravat bana göre değil
Can't be in a room with you and stand on different sides
Seninle aynı odada olup ayrı taraflarda duramam
One thing at a time, I have to learn to hide
Her şeyi tek tek, saklamayı öğrenmem gerek
One thing at a time, Emotions running high
Her şeyi tek tek, duygular iyice kabarıyor
I wish you felt alright
Keşke kendini rahat hissetsen
Just hitting my line
Bana öylece yazarken
All the time, all the time, all the–
Her zaman, her zaman, her za–
You stay on my mind
Aklımdan çıkmıyorsun
All the time, all the time (yeah)
Her zaman, her zaman (yeah)
It takes some finesse
Bu iş biraz incelik ister
I seen you finesse
Senin bunu ustalıkla yürüttüğünü gördüm
He can't know finesse
O bu inceliği bilemez
You stay on my mind
Aklımdan çıkmıyorsun
You and your sister, too hot to handle
Sen ve kız kardeşin, başa çıkılmayacak kadar ateşlisiniz
Things would get cancelled, I would make time for you
Planlar iptal olurdu, sana zaman yaratırdım
Commitment, goin' the distance
Bağlanmak, sonuna kadar gitmek
I'm new to all of this
Bütün bunlarda yeniyim
It takes some finesse
Bu iş biraz incelik ister
I seen you finesse
Senin bunu ustalıkla yürüttüğünü gördüm
He can't know finesse
O bu inceliği bilemez
You stay on my mind
Aklımdan çıkmıyorsun
Yorumlar
0 Yorum
Yorum yapmak için giriş yap
Düşüncelerini paylaşmak için Google hesabınla giriş yap.
Henüz yorum yapılmamış.
Bu içerik hakkında ilk yorumu sen yap.